"Y'ola akar zaman... Zamansız y'olculuklar yorar. Y'ola koyuldum düşlerime dokundum. Yanlış y'oldan geçerken cebimden düşürdüklerim; y'ol düşlerim...
Y'olun başında duruken bir ses dokundu omzuma;
"y'ol duruyorum
tüm anları eskitip kendimden
zaman adına olmaz duruyorum
avuçlarımda su sesi
kim bilir hangi kırlangıç saydamında akşam
gidişi saat tortusu y'ol
yelkovan kızı düşer gözlerimden
dönüş vakti
tik tak
tik tak
sesler geçer önümden caddelerde
seni görmedim hiç dur demedin son durakta zaman"
Fısıltısıyla düştüm yol'a...
Burası bir zamanlar geçmişte hem livane coğrafyasına geç gelen güncel gazetelerden esinlenerek, hem de derginin aylık periyoduna sığınarak günceli yakalamaya çalışan biraz haber-aktüel yazılar, biraz livane şiirler, biraz da denemelerin olduğu bir yer olacak.
Hiçbir yerde olmamak. Bazen, insan ne yerde ne gökte, hani sadece kendinin bildiği bir ülkede dolaşır ya öylesine... Ne sorgulanır ne de sual sorulur bu ülkede. Çıkıp dolaşırsın sokaklarda, sanki bilinmedik bir ülkenin sokaklarını tanıyormuş gibi. İnsan isterse bazen kaybolabilir en bildiği sokakta. Kendini terk etmeden, dünyayı bırakmadan, öylece hiçbir şey düşünmeden uzanmak gibi kumsala... Akışa karşı koymadan sadece ruhunu izlemek gibi. Bazen nedensiz bir sokağa dalar gibi... Yeryüzü Notları, benim de bilmediğim, ruhumu akışa bırakırken, çıkan izdüşümleri yakaladığım öylesine notlar...